28.08.2020

Bu dünya oylanmadan ibaret.Kendini oyalayabirsan daha az acılı geçer.

Yıllar önce yaptıklarımı yapan ben miydim?Bugün kahvaltı yapan kimdi?Peki şuanda bu satırları yazan?

Gökyüzünde parlak bir ay ve solunda iki belirgin yıldız var.Balkonun üzerinden,aşağıda saman yiyen buzağıyı düşünüyorum.Saat 21.33 Geleceğe dair bir kaygısı olmadan samanını yiyor.Onun için üzüldüm.Ona bakarken bir an kendimi,kendi dertlerimiunutabildim.Keşke onun gibi doğsaydım dedim,vazgeçtim bu düşünceden,insan olarak doğmak büyük bir nimet,zeka sahibiyim diye düşündüm.Sonra onu da boşverdim,keşke hiç doğmasaydım dedim.

Bi kız var, yakınımızda,Onun saflığını aklıma getirdim.Köyden hiç çıkmamış,Yaşı buralarda yaşayan bir kızın evlilik yaşını çoktan geçmiş,ailesine yardım ediyor.Onunla karşılaştım geçen.Kafasımda bana karşı birşeyler kurmuş onu farkettim.Zor olmalı,tek istediği bir koca…Bu ömrü ne kadar boş şeylere harcıyoruz.

27.08.2020

Belli bir yaşa gelmiş insanları değiştirmekten vazgeç/Kendine odaklan,olman gereken kişi olabildin mi/Başkalarının olmanı istediği kişi misin/Bütün yollar seni aynı çıkışa yöneltiyor/Bir gün öleceksin,Başkalarının dediğini siktir et.

16.11.2019

Kendin olamamak…Kendimden başkalarından ,herkesten herşeyden iğreniyorum.

Bugüne kadar hiçbir zaman intiharı düşünmedim hatta öyle yapanlara aptal diyordum.Fikrim değişmedi hala intiharı düşünmüyorum ama onlara hak verebiliyorum artık. Bilinçli bir intihar güzel olurdu sanırım.Bilinçli diyorum çünkü bu bence belirli ve sıradan sebepler için yapılacak birşey değil.Dünyayı ve içindeki bütün herşeyi yadsıyarak yapılan bir eylem olmalı. Hayata karşı durumu eşitlemek için mükemmel bir fırsattır intihar.

Stefen zweig’in yaptığı şey bir anlamda önemliydi ama eksikti.insanlığın içine düştüğü durum için onun hayatına son vermesi yarım ve yetersiz bir nedendi bana göre.

Joker filmine gitmiştim ve orda aklımda kalan bir sey var.  Jokerin”bugüne kadar hayatın acıdan ıbaret oldugunu düşünüyordum oysaki hayat bir komedidir.”

Öyle değil mi?Mutluluk diye bir şey asla varolmadı.Sadece elimizdekilerle avunuyoruz.Gerçek anlamda kimsenin kimseyi sevdiğini düşünmüyorum.Ama kafamızda oluşturuyoruz bunu sırf bize yararı dokunanlara haksızlık olmaması için kendimizi buna,onları seviyor oluşumuza inandırıyoruz.

O kadar bir umursamazlık içindeyim ki insanların bana acıyarak bakması benim için hiçbir şey ifade etmiyor.Hatta bazen bana acıdıkları için arkamdan konuşmazlar  diyorum içimden.Aciz biriyim hayatımın yarısı öfke,şu anda devam eden diğer yarısının ise nasıl geçtiğini hala bilmiyorum.

Keşke herkes ölse birtek ben kalsam o zaman, belki o zaman yaşadığım hayat bir değer kazanırdı.

02.11.2019

Bugun acaba başladığım yere tekrar mı döndüm diye endişelendim.Ki bu endişem hala geçebilmiş değil.

Ben ne zaman düzgün bir hayat yaşayabileceğim.Ve bunun cevabını bildiğm için korkuyorum.Aklıma getirmemeye çalışıyorum ama hep orada duruyor ve zayıf bir anımı bekliyor üzerime atlamak için.Bugun zayıf düştüğğm günlerden biriydi.Dişlerinin verdiği acıyı hala boğazımda taşıyorum.

Bazıları bu durumlarda çocukluklarını hatırlayıp tatlı bir hüzünle dolar içleri.Oysaki ben …Benim çocukluğumda bile sığınabileceğm bir anım yok.

Bir şansım olmuş olsaydı,bir dilek hakkım,doğmamış olmamayı dilerdim.Artık bana zevk veren hiçbir şey kalmadı.Sırf yaşım ilerlesin diye yaşıyormuş hissine kapılıyorum.

İnsanlar gözüme kostüm giymiş hayvanlar olarak gözüküyor.Dikkatimi çeken hiçbirseyleri yok.Ve etrafımdaki şeylere o kadar ilgisizim ki.O gün binlerce kişi ölse bile buna karşı bir tepki vereceğimi zannetmiyorum.

Gregor samsa acılarından sonunda kurtulabildi peki ya ben

Şuanda Ahmet Kaya,”nın şafak türküsü adlı şarkısını dinliyorum.Şarkının konusu anne olmasına rağmen neden annemle olan anılarım canlanmıyor gözümde.

Hayal kırıklığına uğramaktan bıktım

Önceleri çirkinliği aklıma geldikçe kahrolordum.Tanrıyla yollarımızı ayırdığımızdan beri bu bir sorun olmaktan çıktı.Olmayanı açıklamakla vakit kaybetmeyeceğim.

Artık başkalarının istediği gibi biri olmaya çalışmayacağım.

Sanki herkese bir alan verilmiş.Ve bu alanın sınırları kesin çizgilerle belirlenmiş.Dışına çıkarsan b*ku yedin

Oturup saatlerce hüngür hüngür ağlamak istiyorum.Kimsenin görüp duymayacagı bir yerde çığlıklar atmak,kendimi yumrulamak istiyorum.

 

 

30.10.2019

Yazmayalı uzun zaman oldu.Ve sanırım yazmak için kendimi bugun hazır hissediyorum.

Şuan saat 01.25 yani benim için geç olmaya yakın bir saat.

Bu gece son zamanlarda dünyaya ve içindekilere karşı oluşan bakış açımdan bahsetmek istiyorum.

Ankara’ya geldiğim günden beri neredeyse herseye milliyetçilik bağlamında bakıyordum.O günleri hatırladıkça bomboş bir hayattı diye düşünüyorum.Kim ve niiçin?Ailen bu kadar acı çekmişken ve çekmeye devam ediyorken amacın ne diye sordum kendi kendime.Kahraman mı olmak istiyordum?Yoksa erken bir ölüm mü?Bilmiyorum belkide o aralar kitaplara fazla daldığımdan kendimden bir donkişot yarattım.

Oturdum ve kendi kendime sordum Amacım ne benim bu soruyu daha önce hiçbir zaman bu kadar ciddıye alarak üzerinde durmamıştım.Nedir benim amacım.Hala bilmiyorum. Üniversiteden önce hep en iyisi olmak istemiştim.ama bu bir amaç değil bir hastalıktı.Şimdi ise bırakın en iyisini bazen aptal görünmemek için çaba harcıyorum.Vucüdumla uyumlu olmayan bir beyne sahibim.Zayıf ve hastalıklı bir vücut. .Buna artık üzülmüyorum, seviniyorum çünkü böyle olmasa bu hırstan beni kim alıkoyacaktı.

İnsanları kafamda ikiye ayırıyorum:parası olanlar ve olmayanlar.Geri kalan hersey koca bir yalan.

Dün geçen bahsettiğim kafede bir arkadaşla oturuyorduk.Ona artık görüşlerimin değiştiğini,İstediğim birsey varsa o da zengin olmak dedim.Kendisi başladı vatan toprak demeye.Tolstoy’katılıyorum(diriliş)İnsanlar sırf güzel bir üslup oluştursun diye vatan kelimesini cümlelerinin arasına sıkıştırıyorlar.Bu kesinlikle mide bulandırıcı.Tam kalkmaya yakın dedi ki “senin dediğin sadece elinde birsey olanlar için dogrudur”evet en aptal insanların ağzından bile bazen güzel şeyler çıkabiliyor.Aslında o ve onun gibi insanlar ellerinde birsey olmadığı için kendilerini bu tür gereksiz şeylere kaptırmışlar.Hesabı ödedik çıkıyoruz. Bir ceket almak istedi gittik bir mağazaya ve pahalı bulduğu için birşey almadı.İmdadına savunduğu hiçbirsey gelmedi.Bu tür kişiler için üzülmeyi bıraktım artık.

İlerde olur da elime para geçerse kimsenin olmadığı bir yere gitmek istiyorum.Hayvanın bile olmadığı bir yer.Yoruldum.düşünmekten  yoruldum.Ve tam 55’me bastığımda kafama silahı dayayıp ızdıraba elveda demek istiyorum( Farkettim de hayattım istemekle geçti.)Cesedimi kimse kaldırmasın kurda kuşa yem olmak istiyorum

19.10.2019

Bugün diğer günlerden biraz farklıydı.Aslında sırf kendimle basbasa kalmamak için beni oyalayacak farklı şeyler yapmaya çalışıyorum.Benim için farklı ama sizler için sıradan şeyler.

Herzaman yaptıgım gıbı sabah 6.30’da kalkıp duştan sonra kahvaltımı yapıp metroya doğru yol almaya başladım.Beni metro kadar tiksindiren başka bir araç yoktur herhalde.Tüm fakırler birarada yolculuk yapıyoruz Bazen bazılarının kibirle baktığını görünce içimden okkalı bir küfür savurup yanına yaklaşıp “lanet olası metroyla gidiyorsun bu havalar niye?” demek geliyor içimden.

Kursu aldığım sınıfa girdim.Sınıfta başkaları vardı ama günaydın demeden oturdum yerime.Bülbülü oldurmek adlı kitabın sonuna gelmistim Hoca gelmeden biraz okurum deyip pdf’den kitabı okumaya başladım.

Yanılıyorsun atticus, insanı tanıyınca onların iyi oldugunu farkına varmıyorsun.Sadece onlarla yaptıgın muhabbet sonra işte dünyadan göç etmek için bir sebep daha diyorum.

 

14.10.2019

Su anda Kızılayda cafe benzeri bir yerdeyim.Kahrolası Ankara havası yıne eskisi gibi.

Demin ingilizce dersinden çıktım ve saat 5’te etütüm var onun için bu iki saati bir yerde  geçirmeliydim.Tuvaletin aynasına bakarken aklıma aniden …. kafesi geldi. ne zamandan beri ugrayayamamıstım.Kursu aldıgım yerle kafenin arası çok değildi zaten.Ben de binadan çıktım ve buranın yolunu tuttum.Tabiki gelirken yuzume o gülümseme ifadesini takındım.ama artık suratım alıştı eskisi gibi çatık kaşla dolasmamalıyım yineleyip durmuyorum içimden.

Beş katlı binanın son katına çıktım.Yorgunluktan orayı işleten kadına hırıltıya kolay gelsin abla dedim.kadın düşündü bıraz ondan sonra cevap verdi.Adi kadın kendime sürekli hayır kızmamalıyım diyorum ama bazen de dayanamıyorum.

Oturdum masaya aslında güzel bir konumu var kafenin:teras katında şirin mi şirin bir yer.diye düşünüyordum.kadın benden birsey isteyip istemediğini sordu.yine hırıltılı bir ses çıkardım.(Sesimi ayarlamaya çalışmaktan da bıktım).Diğer şeyleri istesem izah yapacağımın gerekeceğini düşündüğüm için çay demiştim.Kadın karşısında konuşmaya devam etti.Siyasetten konusuyorlardı Az sonra çayı hatırladı almaya gitti.Neyse çayımı getirdi tesekkur ettim ama birsey demedi.İçimden ona değil kendime lanet ettim.Kadın tam yerine geçerken neredeyse elden ayaktan düşecekmiş gibi gözüken bir ihtıyar adam girdi içeri.kadın hoşgeldin deyip elini aldı eline öpüp alnına koydu.az önce konustugu adam da yerinden kalkıp iki eliyle adamın elini sıkıp hoşgeldin hocam dedi.Eger adam hocam demeseydi şeyh zannederdim.Garip eskilerden hala kopamadık.içindeki farklı ama bardak hala aynı.

Bunlar hal hatır Faslı bittikten sonra yine siyasete başladılar.biran gidip size katılabilir miyim diye soracak gibi oldum.

Bu arada kuzenim aradı önce sevindim sonra kesin birsey için aramıştır diye düşünüp içimi yine bir hüzün kapladı.

Sonrası yok.

08.10.2019

Önceki yazım yarım kaldı ama ilerde tekrar aynı yerden devam ederim.Bu sene sanırım epey yorucu gececek.İngilizce kursuna yazılmasa mıydım diyorum bazen.

Bugunku yazımın konusu da aldığım ingilizce kursu.Buna kayıt yaptırmaya öyle ani bir sekilde karar verdim ki ben bile birsey anlamadım.Uçakla Ankara’ya geleceğim gün,uçuşa daha yaklaşık üç saat vardı.Aniden abime dedimki ingilizce kursuna yazılıcam ne düşünüyorsun diye sordum.O da paran varsa yazıl dedi.(Abim arada mantıklı laflar eden biridir.)O öyle dedikten sonra ben de internetten bir bakayım fiyatlara dedim içimden .Ucuzsa kendim ödeyecegimden değil abimi ikna etmem kolay olur diye hesap yapıyordum kafamdan.İnternetten birkac yere baktım bir tanesini uygun bulup aradım. Ben ararken abimde yan odada sesimi duyabilecek bir yerde. Aradım konuştum.Gereken bilgileri aldım onlardan bir de randevu ayarladım aynı güne.Geriye sadece abimi ikna etmek kalmıştı. Görüşmeyi dinlediği için ciddi olduğumu anlamıştı ama yine de çabuk ikna olmayacaktı.

Aslında ben de hala hiçbirsey anlayabilmiş değiidim.Böyle bir girişimde bulunmayı niye istemistım.Onu razı etmeye çalışırken her hayır dediğinde mutlu oluyor,içim ferahlıyordu.Öte yandan onu ikna etmeye dayanılmaz bir istek duyuyordum.Sanki jean valjian’nın kendini ihbar etmeye giderken ki haline düşmüştüm.(İleriye doğru giderken geri dönmek isteyip hiçbir şey olmamış gibi devam etmek istiyordum ama dönemiyordum.)

Abim ikna oldu sonunda konuya son noktayı koyan cümlem şu şekideydi”yatırımını dolara veya gayrımenkuke yapacağına bana yap”dedim.Oysa ben daha çok önceleri kimsenin geleceğine bir garanti vermeyeceğme dair kendi kendime söz vermiştim.Kendime güvenmediğimden değildi bu söz vermem.Yok hayır “evet ben kendime güvenmiyorum.”Su hayatta zorluk çekmeden yapabildiğim tek şey  yurdun parmak izi okuyucusuna tek seferde parmağımı okutmaktır diyebilirim.

Günde güne basitleştiğimi sıradanlastıgımı artık sürüye katıldığımı,sürüden biri olduğumu daha net hissediyorum.Eskiden sert,kimseye karşı alttan almayan,kendini hep büyük gören bir adiydim.Ama şimdi herkese boyun eğiyorum ve bu istemsiz bir sekilde olmaya başladı.Belkide güçlü görünmeye çalışmaktan bıktım, belkide hiçliğe yaklaştığımdandır.Bilmiyorum.Suan dünyada canlı kalmasa umrumda olmazmış gibi hissediyorum

04.10.2019

Takipçi sayım sıfır olarak yola devam ediyorum.Neyseki böylelikle onları kaybederim korkusundan kurtulmuş oluyorum.Yaşamım bir sürü teklikten ibaret.

Öneceki yazımda söylediğim gibi sınıftaki durumumla alakalı birseyler yazacagım.

Tercihlerimi verirken kardesime sormuştum(o da Ankara’da okuyor.)Oraya tercih vereyim mi diye o da:Benim için güzel seni bilemem demişti.Ondan sonra bu sözü ben de ezberledim Birileri tavsiye istediğinde anında yapıştırıyorum cevabı:Benim için güzel ama seni bilemem.Ah bu söz ne hayatlar kararttı.

Bu Ankara’daki 3.yılım bir türlü adapte olamadım ne bu şehre ne de burdaki insanlara. Sınıfım aptal, dışarısı memur, yurt ise tesbih kokuyor.Neyseki yeraltım var.Yaşasın yeraltı.

3 yıldır burdayım ve sınıftan muhabbet ettiğim tek bir şahıs yok.Geçen sene tesadüfen dolmuşta biriyle yanyana oturduk.(Bazen param olduğunu hayal edince metroyla değil de dolmuşla gidiyorum.) Birkac sey konustuktan sonra ben yine herzamanki gibi dalmıştım.Bu dalmada herhangi bir hayal kurma yoktu.Yani gözlerim açık uyuyordum.Döndü dedi ki okulda hep tek başına devam etmek zor olmuyor mu?İçimden ilk muhabbette bunu sorabildiğine göre tam bir…dedim.Ne diyebilirdim ki adama ama yine de birseyler saçmaladım inanın ben bile hatırlamıyorum.Sonra adam ıkıncı bombayı da patlattı dediki İlk geldiğinde herkese düşman gözüyle bakıyordum.(Bence aptal diyemedi.)”Allah” belamı versin ben böyleyim diyemedim.Ben yine sözcükler var ama cümle olmayacak bir şekilde sacmaladım.Sonra indik okula az birsey kala bizim sınıftan bir kızla karsılastık.Bu ıkısı selamlastı ve yine o lanet ağzını açıp dediki onun da duyacağı bir şekilde “bak bu da bilmem hangi memleketten yani sizin oralardan sayılır dedi.”Ben cevap vermemek için gülümsedim.”Ne o kızlarla konuşmuyor musun dedi”  direk gittim lavaboya ordaki aynaya kafamı vurmak istedim.

02.10.2019

Demin birseyler yazabilmek için bugün ne yaptığımu hatırlamaya çalışıyordum.Tam olarak hatırlayamayınca dünkü yazdıklarımı tekrar yazarım diye düsündüm.ya da ondan önceki günümü bunu böyle devam ettirerek sanırım ilkokul birinci sınıfa kadar gidebilirim.Onun için bugün hayatımda yer etmiş birsey üzerinde duracagım.Yapmadıklarımı ya da yapamadıklarımı yazsam size sayfalarca yazabilirdim.

Hayatımda yer alan iki önemli seyden biri din öbürü okulumdu.Okulun önemi benim için hala büyük önem taşımakla beraber dinin benim için bir önemi kalmadı artık.

Ortaokulda yatılı okuldayken yemek aralarında yemek yedikten sonra abdest almak için yakındaki bir camiye giderdik bazen de abdesti okulda alırdık.Aklımdan bir olay kesinlikle çıkmıyor.Kış mevsimindeydik.öyle bir soğuk vardı ki on kat giyinsen o soğuk yine içine işlerdi.Yağmur kah şiddetleniyor kah ahmak ıslatana dönüyordu.Ben de o gün okuldan çıktım camiye gidip abdest aldım ve tekrar okula döndüm madem orda abdest aldın namazı niye camide kılmadın diye düşünüyorsunuzdur muhtemelen.Buna verecek net bir cevabım yok.Belki Dr masanın üzerine çıkıp namaz kılmaktan hoşanıyordum.Bildigim tek sey abdesten dolayı ıslak olan ellerim geri dönerken dondular ve kesinlikle onları hissetmiyordum.peteklere dayadım ellerimi ve ısınırken o eller ağrıdan kendiliginden yaşlar geliyordu gözlerimden.

Bunu şimdi düşününce Hayır chinaski gibi olmayana yumruk sallamayacağım.Tam on yıl boyunca aralıksız namaz kıldım çünkü bırakırsam elimdekiler gider diye düşünüyordum.Elimde ne mi vardı:okul birincisiydim ama nasıl bir okul birincisi hastalıklı,çirkin,alıngan,utangaç kısaca birincilik dışında övünebileceğim hiçbir seyim yoktu.Oysaki onu da  abartmadan söylüyorum tırnaklarımla kaza kaza başarmıştım.

Bazen arkadaşlarla konuşurken(arkadaş dediğim arada konuşma ihtiyacımızı karşılıklı gideriyoruz,insan oldugumuzu unutmamak adına) bana sendeki bu tanrıyla alakalı olanlar değişir diyorlar.Ama o aptalların anlamadığı birsey var:okuduklarım veya ilerde yaşayacaklarım evet benim bakış açımı herhangi bir konuda değistırebilir .Ama yaşanmış olanlara hiçbir etkisi olamaz.

Bir sonraki yazımda sınıfımdaki nasipsizlere değineceğim.